22 Aralık 2019 Pazar

Bu Makale, 03,07,2012 Tarihinde Turizm Güncel de yayınlanmış. Bileahire blog listeme dahil edilmiştir

Turizm ve din

Aslında bir süredir, en ufak negatif oluşumdan ilk etkilenen yerlerden birisi olan şirin ilçemiz Alanya'yı kaleme alıyordum. Ama gündem o kadar hızlı değişiyor ki! Çamlıca'ya cami, otellere mescit yapılması ve odalara Kuran-ı Kerim konulması gündemimize oturdu. Alanya yazımı bir sonrasına saklayıp, yeni gündemimizin sebep ve sonuçlarını anlatmaya çalışacağım.

Ortadoğu bölgesi, yeryüzünün kaosa en yatkın bölgesidir. Niye Avrupa, Amerika, Uzak Asya bir peygamber çıkarmamış da Hz. Muhammed dahil 25 peygamberin hepsi bu topraklara gönderilmiştir? Peygamberler, adaletsizliğin ve sapkınlığın zirveye çıktığı toplumlarda sevgi ve hoşgörüyü ön plana çıkartıp toplum kurallarını oluşturmak ve insanların bir arada huzurlu yaşaması için Allah tarafından, öğretilerinin yayılması amacı ile gönderilmişlerdir.  Bunu yaparken de, coğrafi ve iklim koşullarını göz önüne alarak yiyecek ve içecek esaslarını bile oluşturmuş Hristiyanlık'ta sağlık açısından faydalı olduğu tespit edilen şarap kutsal içecek, domuz da ana besin olarak kabul edilirken İslamiyet'te iklim itibarı ile şarap ve domuz yasaklanmıştır.

Alkollü içeceğin sıcak havada, insan üzerindeki etkisi malumdur. Zaten üzüm bağı da iklim olarak uygun değildir. Domuz da her şeyi yediğinden, sıcak iklimde bakteri yayılmasına ve salgın hastalıklara sebep olacaktır. Onun için ana besin olarak çift tırnaklı hayvanlar esas alınmıştır. İslamiyetin ilk yıllarında, giyilen kıyafetler sadece örtünmek amaçlı olduğundan kadın ve erkekler beraber namaz kılarken secdeye gidildiğinde edep yerlerin karşı cins tarafından görülüp, namazın ciddiyetinin bozulması üzerine kadınların toplu namazlarda arka tarafta saf tutulması uygun görülmüştür.  

Yani dinler zorluk çıkartma değil sevgi, saygı ve hoşgörü yollarıdır.  Devleti idare edenlerin eğer yönetim demokratik sistem ise, halk tarafından seçilenlerin ilk görevi bağlı bulundukları toplumun yaşam kalitesini yükseltmek, adil bir düzen içinde eşit olarak yaşamalarını sağlamaktadır.  Maalesef Ortadoğu'da, çevremizdeki ülkelerde de göreceğimiz üzere devleti idare etmeye çalışanların basiretsizliklerini örtmek için somut değil, soyut şeylere tüm enerjilerini vermektedirler. Bunda da en büyük doneleri dindir. Yani 25 peygamber gönderilen Ortadoğu, halen akıllanmamıştır!  

Peki gündemimize girenlere bakalım. Çamlıca'da bir camiye ihtiyaç var mıdır? Civardaki camiler dolup taşmakta da, müminler namaz kılacak cami mi bulamıyor? Tüm İstanbul'a hakim olan bu tepede yapılacak cami şehrin silüetine ne getirip ne götürecektir? 15 milyon İstanbul vatandaşına ait bu tepe için İstanbul halkı ne düşünmektedir? İnsanlar, ibadetlerini otel odasında yerine getirmektedir. Ayrı bir mescit açılması, her şeyden önce finansal olarak ölü yatırım alanı oluşturacaktır. Misafir kitlesi değişik din ve inançdan insanlar olduğundan yarın birgün, diğer dinler içinde ibadet alanı zorunluluğu doğacak. Bu konu şikayet unsuru olarak, diğer dinlere mensup radikaller tarafından otel yönetimine yansıtılacaktır. Bu alanların kilitli olmaması durumunda, diğer dinlere mensup radikaller tarafından fiziksel tacizi gündeme gelebilir. Şehir otelciliği belki, ama sejour otelciliğinde tamamen probleme açık bir konu olacaktır.  

Odalara Kuran'ı Kerim konulması konusuna gelince. Kuran'ı Kerim'e bizim yaklaşımımız ile diğer dinlerin mensuplarının kutsal kitaplarına bakışı arasında fark var. Bizim, Kuran'ı Kerim'i elimize almadan önce abdest alma alışkanlığımız var. Yani temiz olma zorunluluğu. Ayrıca, inanç ve alışkanlıklarımıza göre bizim için bayrak gibi özel bir anlamı var. Herhangi bir şekilde kötü kullanıma mazur olması veya içine yazılar yazılması durumunda ne olacaktır? Hepsini bir tarafa bırakın, gusül abdesti almayan birisinin kutsal kitabımızı eline alması ne kadar doğru olacaktır? Yani kısaca çoğu zaman problem ve kargaşaya sebep olacak, otel yönetimi ile misafiri karşı karşıya getirecektir. Lütfen kutsal kitabımıza bu kötülüğü yapmayın. Belki resepsiyonda bulundurabilir ve istek üzerine misafire sunulabilir.  Bunların yerine, toplumun yaşam standardını yükseltmek ve daha iyi ve güçlü bir Türkiye oluşturmak için devlet yönetimine talip olan sayın hükümet yetkililerinin böyle soyut meseleler ile uğraşmak yerine, aşağıdaki somut meselelere enerjilerini vermesi daha iyi olmaz mı?  

- Türk turizmcisi niye dünyanın en pahalı elektrik, gaz, benzin, alkollü içecek, et ve süt ürünlerini kullanmaktadır?

- 2023 turizm planı niye hayata geçirilmedi? Turizm Üst Kurulu niye oluşturulmadı?

- THY grevi ile işinden edinen kalifiye personelin yeri nasıl doldurulmuştur? THY'de, halen uluslararası standartta güvenli uçuş gerçekleşiyor mu?

- 2002 ile 2011 arası dış ticaret açığı 518 milyar dolar. Bunun sebebi nedir? Ekonomimize katkısı ne olmuştur?

- 2002 ile 2011 arası turizm gelirimiz 182 milyar dolar. Bu sektörün önünü açmak için ne yaptınız?

- 2003'te 13.4 milyar TL olan hane halkı borcu, 2011 yılında 236 milyar TL'ye çıkmıştır. Bunun sebebi nedir?

- Yeni yürürlüğe giren ve özellikle çiftçilik amacı ile kullanan halkda ödeme güçlüğü sebebi ile sorun olan B2 yasası ile 25 milyar dolar gelir bekleniyor. 2012 bütçesinden sadece faiz ödemelerine ayrılan tutar 50,3 milyar TL. Belki yakında satış sırası Haydarpaşı Garı ve diğer tarihi değerlerimize gelecek. Bu durum, daha ne kadar sürecek?

- Irak'ın durumu artık hepimizin malumu. Suriye izole ediliyor, bir süre sonra ikinci bir Irak örneği ile karşılaşacağız. Büyük ihtimalle, ABD'deki seçimlerinden sonra sıra İran'a gelecek. Anglo - sakson Hristiyan ülkelerin, bu ülkelere yaptıkları eylemlerde en büyük savunmaları; özgürlükler, dikta yönetimi ve dinsel terör. Türkiye'de, yavaş yavaş bu ülkelerin rejimlerine benzer bir rejime gidiş var mıdır? Benzerlik olduğu takdirde İran'dan sonra sıranın bize gelme tehlikesi var mı? Biz dahil 4 ülkeden alınacak topraklar ile anglo- sakson ırkın ve kontrolsüz kapitalizmin rahatlıkla at koşturacağı bir Kürdistan kurulma ihtimali var mı?  Devletimizin bu konuda bir öngörüsü ve planı var mı?  

Son olarak bir konuya değinmeden geçemeyeceğim. Herkes kürtaj konusunda birşeyler söylüyor. Ama şu bilinmeli ki ''Hiç kimse doğmamış olsa bile bir annenin, çocuğundan ayrılmasının verdiği acı ve utancı anlayamaz. Bunu, sadece analar anlar''. Bir ana bu utancı ve acıyı gözönüne alıyorsa, mutlaka çok önemli bir sebebi vardır!! 

Bu Makale 03.07.2012 - 14:26:23 tarihin

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder